| |
ERGENLİKTE ÇOCUĞUNUN DUYGUSAL VE SOSYAL GELİŞİMİ
Ergenliğin ilk yıllarında anne-babaların çocukları hakkında genellikle şöyle
konuştuğu görülmektedir; asi, hırçın, evde huysuz, dışarıda sıkılgan, durgun ve
dalgın, sorumsuz kendi başına buyruk, alıngan ve karamsar, ters ve olur olmaz
şeye ağlıyor, ders çalışmıyor, kaide ve kuralları tanımıyor, küstahça
konuşuyor.
Bütün bu davranışlar yetişkinleri kaygılandırsa da ergenliğin ilk
yılları için normal sayılabilecek davranışlardır. İlköğretimin 6. sınıfından
itibaren dengeli ve uyumlu ilkokul çocuğu gider ve yerine oldukça tedirgin,
kuruntulu güç beğenen ve çabuk tebki gösteren bir ergen gelir.
1- 11 yaşından
itibaren çocuklar çabuk sevinir, çabuk üzülür, birden sinirlenir ve olur olmaz
şeyleri sorun yaparlar.
2- Duygularının çok özel ve ölümsüz olduğuna
inanırlar. En büyük aşkları o yaşamıştır. En büyük sıkıntıları o çekmiş,
beğenilere, övgülere o erişmiştir.
3- Derslare ilgisi azalmıştır. Çalışma
düzeni bozulmuş ve tepkisinin ne olacağı önceden kestirilemez olmuştur.
Çalışmak, başarılı olmak gibi sorumlulukları olduğunu unutur.
4- Bencilleşir,
istekleri artar, konan yasakları saçma, kendine tanınan hakları ise yetersiz
bulur. Evdeki kuralların çokluğundan ve sıkılığından hep yakınır durur. Anne
babasının uyarılarına çabuk sinirlenir ve tepki gösterir, kabalaşır, ters
cevaplar verir. "Bana karışamassınız. Ben çocuk değilim" der. Onların
duygularını, sevgilerini, ilgilerini gereksiz yere görür. Onların düşüncelerini
eskimiş, zamanı geçmiş bulur. Onları beğenmez hatta alay eder.
5- Ailesinden
yeterince ilgi ve sevgi görmemesi ya da böyle olduğunu sanması onu başka
gurupların, çevrelerin içine sürükler. Ailesi ve çevresiyle sağlıklı iletişim
kuramayan genç bu gereksinimi doyuracak başka ilişkiler kurar. Ailenin, yakın
çevrenin uzantısı olmaktan kurtulmak için genç değişim ve yeni iletişim
kaynakları arar. İletişim yaptığı kaynak ve kişilerin özelliğine göre;
giyinmesini oturmasını, yürümesini, çalışmasını amaçlarını, inançlarını, dünya
görüşünü, düşüncelerini etkileyen iletiler alır. Gence her an değişik
kaynaklardan gelen bu iletiler onun tarafından özdeşleştirilip kendisiyle
bütünleştirilirse gencin kimliğini ve kişiliğini oluşturur. Gençlik çağında
arkadaş grubunun genç üzerindeki etkisi gencin içinde bulunduğu bütün diğer
gruplardan daha önde gelir. Evde anne-babasından anlayış göremeyen, onlarla
çatışma içinde olan genç evde bulamadığı güveni arkadaş çevresinde arar. Onlara
daha çok bağlanır ve benimser. Onlardan aykırı kalmamak için kendisine aykırı
gelen düşünce, tutum, davranış ve eylemleri bile benimser. Kendilerine sırdaş ve
dert ortağı ararlar. ( Günlük tutma bu dönemde yaygındır.) Argo konuşur. Arkadaş
gurubundan ayrı düşmekten korkar. Evde arkadaşlarının eleştirilmesine
kızar.
6- Sürekli bir gidiş geliş içindedir. Kabına sığmaz gibidir, evde
durmak istemez. Eve akşamları dönüş saatine dikkat etmez. Gece sokağa çıkmak
ister.
7- Dağınık ve savruktur.
8- Evde ne bulursa yer, ayak üstü
atıştırır.
9- Gençlik çağı bağımsızlık çağıdır. Kendisi ve çevresiyle ilgili
tüm kararlarda, bağımsız ve özgür olmak ister. Giyeceğine, yiyeceğine, eve geliş
gidiş zamanına başkalarının karışmasını istemez. Alabildiğine bağımsız ve özgür
yaşamak için her türlü çabayı gösterirken ailenin ekonomik durumunu görmezlikten
gelir. Gençler evden kopar ve çevresine yönelir. Gençler için evde oturmak
onlara işkence gibidir. Spora ilgi artar.
10- Sporda kazanılan başarı gencin
kendine olan güvenini arttırır. Grup halinde yapılan sporlar, gencin
yaşıtlarıyla kaynaşmasını sağlar.
11- Artık eski Ayşe, Aslı, Fatma, Sevda,
Mehmet, Hasan, Ali gitmiş yerine ilgileri artmış, gelip geçici hevesleri
çoğalmış, gürültülü müzik dinleyen, süse ve giyime özen gösteren gençler
gelmiştir. Genç kızlar kendilerine daha iyi bakmakta, ayna karşısında uzun zaman
geçirmektedirler. Bazen bir sivilce genç kızların moralini bozmaya
yetmektedir.
12- Özel ve biricik olduklarını hissetmek isterler. Gençlerin bu
dönemde en çok önem verdikleri şey; adam yerine konulmaktır.
13-
Başkalarından daha önemli olduğu düşüncesi hakimdir. Kendisini evrenin
merkezinde etkin ve güçlü gören genç, anne-babasını hatta öğretmenini etkisiz,
güçsüz, yetersiz görmeye başlar. Bunu da hissettirir. Onlara duyduğu güveni
azalır. Hatta onları eleştirir, küçümser. Bu durumda aile yada öğretmen onunla
güç kimde mücadelesine girmemelidir.
14- Bedensel gelişimin ardından ortaya
çıkan zayıflık, şişmanlık, uzun boy, kısa boy gibi unsurlar problem olmaya
başlamıştır.
15- Evde yaynız kalamayı isterler. Kendilerini kendi odalarına
yada evin boş bir odasına kapatırlar. Kardeşlerini terslerler.
16- Film
yıldızlarına veya isimleri ön bilana çıkan kişilere hayranlık duyarlar.
17-
Telofon tutkusu başlar, arkadaşlarıyla uzun uzadıya konuşurlar.
18- Artık
onlar birer genç kız ve delikanlıdırlar. Bir yandan büyümek için
sabırsızlanırlar; ancak çocuksu davranışları da bırakamazlar.
Ergenliğin ilk
yıllarında görülen bu kararsızlıkları ve tutarsızlıkları sağlıklı bir kişilik
gelişiminin görünümü saymak gerekir. Bu olumsuz davranışlar benlik yapısının bir
zorlama karşısında olduğunu göstermektedir. Ve zorlanmaların daha çok
bağımsızlığa duyulan gereksinimlerin artışından ve cinsel uyanıştan
kaynaklandığı söylenebilir. Bu dönemde genç, toplum içinde kendini aramaya,
kişilik sınırlarını belirlemeye başlar. Kim olduğunu, ne olacağını, toplumdaki
yerinin neresi olduğunu bulmaya çalışır. Bilinçli ve bilinçsiz olarak kişiliğini
oluşturur. Ergenin yeni gereksinimlere doyum getiren aynı zaman da toplumsal
kurallarla çelişmeyen davranışlar kazanıncaya kadar pek çok yanılgılar içine
düşmesi doğaldır. Bu dönemde duygusal, dengesiz ve önseziden yoksun
olurlar.
Eğer kişi bebeklik çağından başlayarak ergenlik yıllarına kadar
getirdiği kişilik yapısında;
- Temel güven duygusu yerine - güvensizlik,
-
Bağımsızlık yerine - kararsızlık,
- Girişim yerine - güvensizlik,
suçluluk,
- Başarı duygusu yerine - yetersizlik duygusu ile yoğrulmuşsa
ergenlik çağının doğal bunalımları sırasında çok fazla zorlanacaktır.
Farklı ekonomik ve toplumsal düzeylerden gelen, kız ve erkek öğrenciler
üzerinde yaptığımız anket araştırmaları, gözlem ve konuşmalar bunların
% 30 '
unun bedensel değişme ve gelişmeden kaynaklanan iletişim sorunları olduğunu
ortaya koymuştur. Bu sorunlar sıklık sırasına göre,
. Aşırı duyarlılık ve
coşku, Mutlu, uysal, dengeli çocuğun yerini, kaygılı, tedirgin, dengesiz,
uyumsuz genç alır. Genç, bocalama ve kararsızlık içindedir. Duyguları, ilgileri
çabuk değişir. Coşkuları ölçüsüz, sınırsız dengesizdir. Gençlik çağı, abartılmış
aşırı, çabuk ve kolay değişen duygu kaymaları ve coşkularla yaşanır. Genç
kaygıdan mutluluğa, sevinçten sıkıntıya, kızgınlıktan taşkınlığa değişen duygu
ve coşkularla iletişim kurar ve bu taşkın davranışlar bizi şaşırtabilir.
Başkasının tatlı ve yumuşak bakışı, gülümseme, bir iki övgü sözcüğü onu mutlu
eder. Asık bir yüz, sert mimik yada jest, kırıcı bir iki sözcük onu kaygının
kızgınlığın, umutsuzluğun derinliklerine sürükler. İlgi ve sevgiyle iletişim
kurduğu insanlara karşı bir süre sonra kin ve nefret duyar. Kızıp öfkelendiğini
daha sonra beğenip yüceltir. Çekinip korktuğuna daha sonra sokulup yaklaşır.
Kısacası gençlik çağının başlangıcı ruhsal bakımdan duyguların egemen olduğu
çelişkili düşüncelerin ve davranışların bulunduğu bir geçiş dönemidir.
.
Utangaçlık, çevreden uzaklaşma,
. Sorumluluktan kaçma,
. Bilişsel
(Bilgiyle ilgili) süreçlerde azalma, Aşırı duygu yoğunluğu ve coşku ; algı,
dikkat bellek, düşünme, mantık gibi bilgiyle ilgili işlevleri olumsuz yönde
etkiler. Başarı, çalışma ve yaratıcılıkta verim düşer.
. Girişim
yetersizliği, ilgisizlik olarak sıralanabilir.
Gençlerle anne-baba arasında
ortaya çıkan ve kuşak çatışmasına yol açan durumları olayları tanımak amacıyla
yaptığımız araştırmada, bu tür olayları, biçim ve içerik bakımından iki büyük
grub içinde topladım.
BİÇİM OLARAK KUŞAK ÇATIŞMASI YARATAN DURUMLAR, OLAYLAR.
. Eve dönüş ve yemek saati.
. Çalışma, eğlenme, gezme zamanı
. Giyinme
ve süslenme biçimi
. Sözlü ve sözsüz iletişim biçimi
. Müzik dinlerken ve
iş yaparken gürültü çıkarmak
. Arkadaş seçimi, arkadaş ilişkileri
.
Kız-erkek arkadaşlığı
. Büyüklere karşı saygı
. Ekonomik olanaklar, para
sorunu.
İÇERİK OLARAK KUŞAK ÇATIŞMASI YARATAN DURUMLAR, OLAYLAR.
. Özdeşleşme, Özerklik, sorumluluk anlayışından kaynaklanan düşünce
farklılıkları
. Hak ve görev kavramı.
. Gelenek, görenek, din anlayışı ve
yorumu
. Geçerli değer yargıları.
. Meslek seçimi
. Başarılı ve saygın
insanın tanımı
. Müzik türü, dergi, günlük gazete, kitap seçimi
. Dinlenen
radyo, izlenen televizyon, seçilen video kasetlerinin türü ve konusuna ilişkin
görüşler.
. Dünya görüşü, yaşam felsefesi.
. Toplumun, ülkenin, insanlığın
geleceğine ilişkin görüşler.
. Ekonomik, ideolojik ve siyasal
görüşler.
Kuşak çatışmasının olumsuz, sağlıksız boyutlara erişmesini önlemek
sağlıklı bir iletişimle gerçekleşebilir.
ANNE-BABALAR BU DÖNEMDE NE YAPMALI, NASIL DAVRANMALI?
. Kendinizi karşı tarafın yerine koyun. Onu anlamaya çalışın. Siz genç
olsaydınız bu durumda nasıl davranırdınız?
. Ona olan sevgi ve saygınızı
belli edin. Zorlamayla bu dönemde hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinizin farkında
olun. Kırıcı, sert, yıkıcı davranışlarda bulunmayın.
. Gençlik çağının
fırtınalı ve zor olduğunu göz önünde tutun.
. Tutarlı davranın, kimi kez
yerdiğiniz davranışlarını sonra övmeyin ya da övdüğünüzü sonra yermeyin.
.
Onu ciddiye alın, verdiğiniz sözleri mutlaka tutun.
. Gencin yaşamı,
giyinişi, süslenmesine ilişkin karar alırken durumu gençle tartışmak yerine onun
düşünce ve önerilerine anlayış ve saygı gösterin.
. Aile ve evle ilgili
konularda ve sorunlarda gencin de düşünce ve önerilerini alıp ona da
danışın.
. Yaptığı hatadan dolayı hemen ona aşırı tepki göstermeyin, bunun
aranızdaki ilişkiyi sarsacağını bilin.
. Konuşma ve tartışmalar sırasında
gencin doğru düşündüğü, gerçeği bulup söylediği durumlarda ona hak verin,
düşünce ve önerisini gerçekleştirmek için ona yardımcı olun.
. Gençlerle
yapılan konuşma ve tartışmaları onları korkutarak ve yıldırarak kesmeyin.
.
Gencin tutum ve davranışlarına biçim ve yön verirken "Benim gençliğimde" diye
başlayan konuşma ve öğütlerden kaçının.
. Gence bol-bol öğüt vermek yerine
örnek davranışlar yapın ve örnek davranışları bulup gösterin.
.
Karşılaştığınız proplemlerde onun sevdiği, değer verdiği kişilerden istifade
edin.
BU DÖNEMDE GENÇLER NE YAPMALI, NASIL DAVRANMALI?
. Kendinizi karşı
tarafın yerine koyun. Anne-babanızı anlamaya çalışın. Kendi davranışlarınızı
değerlendirirken; "siz anne-babanızın yerinde olsaydınız bu durumda nasıl
davranırdınız?" diye düşünün.
. Bütün amaç, beklenti ve isteklerinizin hemen
o anda tümüyle gerçekleşmeyeceğini bilin.
. Her yerde ve her zaman erişkin ve
tetişkinlerden öğrenmeniz gereken bilgiler, deneyimler olduğunu kabul edin.
.
Konuşma ve tartışmalarda kırıcı ve sert olmaktan kaçının.
. Engeller,
sorunlar, zorluklar karşısında size destek ve yardımcı olacak insanların
anneniz-babanız, yakınlarınız olduğunu unutmayın.
İLGİ VE SEVGİ.
"Çocuklarınızı çokça öpün! Her öpücük karşılığında cennette bir derece
alacaksınız." H.z. Muhammet (s.a.v.)
"Sevgi gelince tüm eksiklikler biter." Yunus Emre
Çocuk eğitiminde en önemli koşul sevgidir. Her zaman her koşuda sevildiğini
bilen çocuğun duygusal gelişimi dengeli olur.
Anne-babalar, çocuk için en
önemli besinin "sevgi" ve "sevecenlik" olduğunu bilerek, çocuklarına yeterince
ilgi ve sevgi göstermelidirler. Bu konuda özellikle aşırıya kaçmamaya dikkat
edilmelidir.
Bir kişi susadığı zaman, ona sunulan su değerlidir. Çocuk için de O istediği
zaman verdiğiniz sevgi daha değerlidir. Zamanınız ne kadar az, işiniz ne derece
önemli ve yoğun olursa olsun, çocuk sevgi istediğinde ona yaklaşılmalı ve sevgi
gösterilmelidir. Sevgi, temelde çocukla geçirilen zaman anlamına gelmektedir.
Siz ister çocuğunuza çok zaman ayırmak arzusunda olun, ister olmayın, çocuk her
şeyin farkındadır. Ne onu oyuncağa boğmak, ne bol öpücükle karşılamak, ne eğitim
konusunda ona üstün olanaklar hazırlamak, ne de sosyal açıdan her türlü avantajı
sağlamak onunla birlikte sevgi ile bütünleşerek geçirilen zamanın yerini
doldurabilir. Çocuk onunla geçireceğiniz zamana bakarak, onu sevip sevmediğinizi
bilecektir. Bu nedenle anne-babalar, çocuklarına olan sevgilerini onlara
zamanlarını vermekle göstermelidirler.
20 DOLARLIK VAKİT
Çocuk: Babacığım
bir saatte kaç dolar kazanıyorsun?
Baba: Ne yapacaksın? 20 dolar
kazanıyorum.
Çocuk: 10 Dolarını bana verir misin?
Baba : Ne yapacaksın?
Oyuncak mı alacaksın? Bıktım senin oyuncaklarından. Git odana, uyu!
Çocuk, bu
tavır karşısında üzgün bir şekilde odasına çekildi.
Biraz dinlendikten sonra
baba kendine gelir. Çocuğunu üzdüğünün farkına varır. Çocuğunun odasına çıkar.
Yorgun olduğu için onu üzdüğünü söyler. Çocuğa 10 Dolar verir. 10 doları alan
çocuk, yastığının altından bir10 dolar daha çıkarır ve
Çocuk: Al baba 20
doları. Hadi bir saatini bana ver.
Çocukta görülen başarısızlık çoğu kez
sevgi azlığından doğmaktadır. Okullarımızdaki uyumsuz çocukların sevgiye muhtaç
olduğunu görürüz.
Sevgiden yoksun çocukların büyümesi, yürümesi, konuşması
gecikir. Zeka düzeyinde gerileme olur.
Bu konuda bir araştırmayı vermek
istiyoruz;
Gecekondu semtlerinden hastanede doğmuş 100 çocuk denemeye alınır.
Doğan çocuklar, tek-çift yolu ile rasgele seçilerek tekler hastanede alı
konulur. Çiftler de ailelerine verilir. Hastanede kalan çocukların her türlü
bakımları en iyi şekilde yapılır. Diğer çocuklar ise yoksul aile yaşantılarına
bırakılır. Çocuklar yedi yaşına geldikleri zaman yapılan ölçmede, gecekondularda
ama ailelerinin yanında yetişen çocukların zekâ, beden ve duygusal gelişim
yönlerinin hastanede yetişenlerden daha üstün olduğu görülür.
Çocukları sevmek ateşe karşı bir kalkandır. Onlara iyilik etmek kişiyi
sırattan geçirir. Onlarla beraber oturup yemek, ateşten (cehennemden)
uzaklaştırır. H.z. Muhammet (s.a.v.)
Çocuk anne ve babasından yeterli ilgi ve sevgi göremezse, onların ilgisini
çekmek için kimi yan yollar arar. Örneğin; yemek yemez, ev halkı da yemek yemesi
için çocuğun üzerine düşer. Çocuk sevgi ve ilgi gereksinimini bu yoldan
gidermeye çalışır. Hatta çocuk öğretmen ve aileden yeterince sevgi göremezse
onların isteği olan öğrenmeye karşı durur.
Aşırı sevgi de zararlıdır. Aşırı sevgi ve ilgi gösterilen çocuklar; şımarık
yada pısırık (kendine güvensiz) olurlar. Her şeyin en iyisini kendisine ayırmak
isteyen bir kişilik kazanır. Çocuğun sevgiyi almayı, vermeyi ve ayrıca sevgiyi
paylaşmayı öğrenmesi gerekir.
Aşağıda hem çocuklarınıza hemde eşinize
uygulayabileceğiniz sevgiyi arttırıcı pratik öneriler veriyoruz, bunları
inceleyip uygulama içine girerseniz çok şeyin değiştiğini
göreceksiniz.
|
|
|