| |
ÇOCUKLARIMIZI CİNSEL HAYAT KONUSUNDA AYDINLATMAMIZ GEREKLİ Mİ?
Anne babaların genelde kendilerini çaresiz hissettikleri konuların başında
çocukların cinsel gelişimi ve bu konuda çocuğun gösterdiği davranışlar ve
konusmalarıdır. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki çocuğun normal psikososyal
gelişimi içerisinde araştırma , merak ve bununla birlikte öğrenme çok önemli bir
yer tutar. Yani bu konuda anne babaların çocuklarını doğru bir şekilde
yönlendirmeleri ve çocuğun normal gelişiminde ve ileriki hayatında sıkıntı
olmaması için gerekli adımları atmaları gerekir.
Eğer çocuk, doğum cinsiyet
farkı, ana ve babanın rolu gibi konuları ana-babasından öğrenemezse, başka
kaynaklardan cevap aramaya başlayacaktır. O zaman sonuç hiç de istendiği gibi
olmayabilir. Çocuğun merakını mutlaka yetkili biri karşılamalıdır.
Çocuklar
genelde 2-3 yaşlarından itibaren ilgilerini önce kendi cinsel organlarına
ardından çevredeki cinsel konulara yöneltirler .Bu normal bir psikososyal
gelişim sürecidir. Bununla birlikte bu konular ile ilgili anne babaya sorular
gelir. Anne babalar çocuğa "nereden geldiği" konusunda bilgi vereceğine susar.
Çocuk davranışlardan soru sormaması gerektiğini hisseder. Sorusuna cevap aldığı
kimi zaman, ana-babanın konuşma biçimleri, esrarlı ses tonları bu konuyu
açıklamada serbest olmadıklarını ortaya koyar. Bu tavır çocuklarca "bununla
ilgilenmek yasaktır" diye anlaşılır. Bu da çocukların merakını iki kat arttırır,
araştırmalarını derinleştirir.
Bu sorular konusunda anne babalara temel
olarak şunu öneriyoruz; Çocuğun yaşına uygun bir şekilde merak edilen konuyu
veya yapılan davranışı açıklamaya çalışmak gerekir . Ama asla yalana ve
anlaşılmaz yollara başvurmadan, sade ve anlaşılabilir örneklerle bunu
anlatmaları gerekir . Bu açıklamalarda çocuklar ancak yaşları ve birikimleri
ölçüsünde bir şeyler anyalabilirler. Anne babaların sorular karşısında paniğe
düşmesi , cevap vermemesi veya çok karışık açıklamalar yapması , çocukları daha
da meraklandırır ve bu konuyu halletmez. Anne babaların çocuğu bu konularda
terslemeleri veya çocuğun sorusu karşısında çocuğa gösterilen yanlış ve kırıcı
tavirlar çocuğun cinsel gelişimini kötü yönde etkiler.
Çocukların cinsellikle
ilgili sordukları sorulara eksik yada kaçamak cevaplar vermek toplumumuzda
neredeyse bir gelenektir. Bazende bu cevaplar iyi niyetli, ama beceriksizcedir.
"Nasıl doğduğunu soran bir küçük kıza, annesinin, bir çocuğu olduğu zaman
duyduğu sevinç yerine, çektiği "korkunç sancıları" anlatması gibi. Televizyonla
birlikte günümüz çocukları her şeyden haberdar olsa da, leyleğin getirdiği,
kapının önünde bulunduğu, lahanadan çıktığı masallarıda hala yaygındır.
Doktordan ya da "çingenelerden alındığı" masalı da.
Bu sorular ve aşamalar
genelde her çocuk için ayrı zamanlarda gelişir ve çevre faktörleri ile değişir.
Örneğin başka bir anneyi çocuğuna süt verirken gören çocuk bu konuda merakını
anne babasına yönelik sorulara ve oyunlarına yansıtır. Bu konudaki merakının
giderilmesini bekler. Bu durum onun normal bir sürecidir. Anne babalar
çocuklarının bazı davranışlarını uygun olmayan davranışlar olarak
algılayabilirler. Örnegin 2-3 yaşındaki çocuğun kendi cinsel organı ile oynaması
(çok aşırı olmamak şartı ile ) , evde çıplak dolaşmaya çalışması , annenin ve
babanın veya başka insanların cinsel organlarını merak etmesi normal sınırlarda
sayılır. Bu türlü davranışlar çocuk yargılanmadan ve suçlanmadan yönlendirilmeye
çalışılmalıdır. Olur olmaz yerlerde olmayan cinsel davranışlar sergileyen
çocuklar ile bu durum yine aynı hassasiyet gösterilerek konuşulmalı ve bu
durumun uygun olmadığı anlatılmalıdır. Çocuğun bazı davranışlarına aşırı tepki
ortaya koymak ve aşırı önemsemek o davranışı pekiştirir. O nedenle aşırı
tepkiden kaçınmak ve o davranışı aşırı derecede büyütmemek gerekir. Çocuğun
başkalarının cinsel organlarına ilgi göstermesi durumunda buraların kişilere
özel yerler olduğunun ve bu durumun karşıdaki kişiyi rahatsız edebileceği
söylenmelidir. Aynı şekilde kendisinin de özel yerlerine başkalarının
dokunmasının da yanlış olduğunu ve bu konuda kişilere saygı gösterilmesi
gerektiği anlatılmalıdır.
Çocuğun bazı konularda gereğinden fazla
bilgilendirilmesi ve uygun olamayan bazı şeyleri görmesi , çocukta cinsel olarak
çok erken uyarılara neden olabilir. Bu durum çocuğun cinsel gelişimi açısından
mahsurlu olabilir. Çocukların cinsel eğitimi ve süreci yaşa uygun alınan
bilgiler ve öğrenilen konular ile ergenlik yıllarına kadar sürer . Bu durumda
kız çocuklar için anne , erkek çocuklar için baba iyi bir öğretici olur. Eğer
bazı konularda gerekli eğitim verilmez ise çocukta etraftan duyduğu yanlış
şeyler veya gereksiz bilgiler ile kendisini sıkıntıya sokabilir. Eksik kalan
eğitim ve bilgilendirme çocukta yanlış düşüncelere , korkulara ve ilerleyen
yıllarda sorunlu bir cinsel gelişime neden olabilir. Çocukların gelişimi
sürecinde cinsel konular veya yaşa uygun meraklar yerini anormal ve çok abartılı
uygun olmayan cinsel davranışlara bırakırsa veya bu durum çocuğun oyunlarında
çok farklı ve sıradışı bir şekilde ortaya çıkarsa , o zaman bazı sorunlar var
demektir. Bu durumda anne baba veya başka birinin yaşa uygun olmayan cinsel
eğitiminin veya küçük bir ihtimal de olsa çocuğa yönelik cinsel istismarın
olabileceği akla gelmelidir. Bu konuda anne babaların uyanık olmaları gerekir.
Bir çocuk psikiyatristi ile durumu değerlendirmeleri gerekir.
ÇOCUĞUMUN YERİNE BAZI KONULARDA BENİM DEVREYE GİRMEMİN SAKINCASI VAR MI ?
İnsanoğlu ilk doğduğu günden itibaren devamlı olarak kendi kabiliyet ve
becerilerini geliştirme süreci içerisindedir. Buna bağlı olarak doğustan var
olan mevcut kapasite özellikle hayatın ilk yıllarındaki çevresel ve fiziksel
etkenlerinde devreye girmesi ile hızlı bir gelişme gösterir. Her birey yaşına
uygun gelişme dönemlerini sağlıklı bir şekilde geçerek, gerek motor becerilerini
, gerek sosyal gelişimini , gerekse dil gelişimini çocukluk döneminde hızlı ,
daha sonra giderek yavaşlayan bir şekilde devam ettirir. Bu sınıflamalardan
(motor , dil , sosyal gelişim ) her birinin uygun ve tam olarak gelişmesi için
bazı yönlendirmelerin yapılması ve bazı çevresel şartların sağlanması gerekir.
Konunun bir çok ayrıntıları olmakla birlikte şu anda kısmı olarak
değinilecektir. Özellikle çocuk bakımında söz sahibi olan annelerin çocuk
üzerindeki davranış şekilleri çocuğun gelişimi açısından çok büyük önem arz
etmektedir. Bazı anneler çok aşırı derecede çocukları ile ilgilenirler , Bu
durum çocuklarıyla hiç ilgilenmeyen annelerin durumu kadar çocuk için sıkıntılı
olabilir. Genelde aşırı koruyucu ve kollayıcı anne babalar olmak üzere bazı
ebeveynler çocuğun üzerine o kadar düşerlerki onun yaşına uygun gelişiminin de
önüne geçerler . Çünkü çocuklar bu derece kendisinin yerine bazı şeyleri düşünen
ve yapan anne babalar veya başka birisi olduğundan kendileri kabiliyet ve
becerilerini kullanmaya gerek duymazlar . Çünkü bu durum onlar için daha kolay
olmaktadır. Çocuğun yaşına uygun olarak kendi başına yemek yemesinden tutun ,
giyinmesi , okul dersleri , ev içerisindeki etkinlikleri gibi bir çok konuda
anne babalar onların yaşına uygun yapabilecekleri noktalarda gereksiz yere
devreye girerek çocuğun hem psikolojik olarak hem kabiliyet olarak uygun
atılımları yapmalarını engellerler. Bu nedenle anne babalar çocuklarının normal
gelişimini sağlamak için en başta onların yaşlarına uygun davranmaları ( bebeksi
tavır ve hareketlere prim vermemeleri ) gerekir. Şurası unutulmamalıdir ki
Çocukların yaşlarına uygun rol almalarını yada almamalarını anne babaların
onlara çizdiği rol belirler. Çocukları yerine bir çok davranışı üstlenen ve
onların yaşına uygun sorumluluklar almasını sağlayamayan anne babalar ,
çocuklarına iyilik yaptıklarını zannetmelerine karşın , onların kabiliyet ve
becerilerini kısıtladıklarının farkında değildirler. O nedenle gerek psikososyal
gelişim gerek bedensel gelişim için bu durum önemlidir. Çocuğun yapması gereken
aktiviteler ve görevlerin başlangıcında çocuğa yardımcı olmak uygun olur ama bu
yardımın devamlı o görevi üstlenme şeklini alması ise zararlı olur. Yaşından
daha büyük sorumluluklar vermekte aynı şekilde diğeri kadar sakıncalı olabilir.
Anne babaların sağlıklı bir biyopsikososyal gelişim için bu dengeyi sağlamaları
gerekmektedir.
ÇOCUĞUMUN DAVRANIŞLARINI AŞIRI KONTROL ETMEMİN NE GİBİ SAKINCALARI
VARDIR?
Bazı anne babaların düştüğü en büyük hatalardan birisi de çocuklarını çok
aşırı kontrol ve disipline etmeleridir. Bu genelde çok titiz ve hassas anne baba
kişiliğinin olması durumunda karşımıza çıkmaktadır. Özellikle bazı anneler
çocukları hakkında her an ne yapıyor , ne ile meşgul oluyor , acaba bir problem
var mı , bir şey olursa , başına bir iş gelirse ve buna benzer düşüncelerle
devamlı çocuklarını düşünmekte ve çocuklarını her an kontrol etmeye
çalışmaktadırlar . Elbetteki her anne baba belli ölçülerde çocuğuna sahip
çıkmalı ve çocuğunun o an nasıl bir durumda olduğunu merak etmelidir. Ama bunun
ölçüsü çok fazla kaçırılırsa ve çocuklar çok aşırı kontrol edilemeye çalışılırsa
, sıkıntının asıl önemli bir kısmını çocuklar çekmektedir. Yani çocuk her an
kontrol edilme hissi ile yaşamakta bu da onlarda müthiş bir şekilde bir kaygı ve
gerginlik oluşturmaktadır. Acaba hata yapar mıyım , acaba annem görür mü , acaba
bu iş konusunda annem ne der , acaba bu yaptığım için eleştirilir miyim gibi
düşüncelerle çocukların bu kontrol durumuna reaksiyon olarak kaygıları daha da
artmaktadır . Hatta bu durumu bazen o kadar ileri boyutlarda görmekteyiz ki , bu
kontrol ve bağımlılığa alışan çocuk annesinden ayrıldığı zaman sanki başına kötü
bir şey gelecekmiş gibi endişe duyabilir. Bu durum onun ileride ayrılık kaygısı
göstermesine de neden olabilir. Annenin kaygısı ve endişesi çocuğuda anlamsız
bir şekilde kaygı ve sıkıntıya sokabilir . O nedenle anne babaların çocuklarını
belli ölçülerde kontrol etmeleri , onların bazı hatalarını görmezden gelmeleri (
devam etme durumunda önlem almak şartı ile), onları bazı zamanlar kendi
hallerine bırakmaları, her an nerede ne yapıyor düşüncesinden vazgeçmeleri ,
onlar için aşırı kaygı ve endişeye girmemeleri , çocuğun ufak tefek yanlışlarını
tespit edip çocuğun yüzüne vurmamaları uygun olur. Bu aşırı kontrol ve anne
babaların aşırı disiplin ile beraber mükemmelliyetçi tavırları, çocukları anne
babanın sözlerine karşı pasif bir direnç ve yalana itebileceği gibi çocuklarda
tik , tırnak yeme , konuşma sorunları , altını ıslatma, altını kirletme vb gibi
kaygı belirtilerine de yol açabilir. Anne babaları çocuklarını kontrol etme
konusunda bu dengeyi iyi ayarlamaları gerekir. Aynı zamanda çok kontrol edilen
ve çok eleştirilen çocuklarında kendi özgüvenlerinin eksik kalacağını ve sosyal
olarak çekingen olabileceklerini ve anne babalarının bu aşırı kontrol ve
isteklerinin de onları strese itebileceğinin hiç bir zaman unutulmaması gerekir.
Her çocuğun kendi halinde olması gereken zamanların olduğu da unutulmamalı ve
çocukların kontrol ve takibi onları bunaltmayacak ve kaygıya itmeyecek derecede
olmalıdır.
ANNE VE BABANIN ÇOCUĞA FARKLI YAKLAŞIMLARINDA NE GİBİ SAKINCALAR VARDIR?
Anne-babalar, özellikle disiplin konusunda görüş birliğinde olmaya ve çocuğun
yanında tartışmamaya özen göstermelidir. Aileden biri çocuğa sert davranırken,
diğeri yumuşak davranmaya yeltenirse, çocuğun kişiliği dengeli gelişemez. Çift
yönlü davranış çocuğu yalancılığa ve iki yüzlülüğe iter. Kendine güvenini
azaltır ve başarısını düşürür.
Genelde anne babalar çocuğa davranışta tek bir
çizgiyi tutturmakta zorlanırlar. Elbetteki anne babanın farklı kişilik yapıları
, yetişme tarzları , anlayışları ve değişik farklılıkları olacaktır . Bu çocuğun
yetişme ve zeka gelişiminde iyi yönde katkılar sağlayabileceği gibi .
|
|
|