| |
|
ŞİİRLER
ATATÜRK'ÜN RESMİ
Kürsünün üstünde bir resim;
Gözleri
denizlerden mavi,
Bakışları güneşlerden sıcak.
Bu resimle başlar bizim
günümüz,
Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.
Öğretmenimiz kürsüde
Verdiği
dersi
Dinler bizimle birlikte,
Atatürk'ün resmi.
Çalışkanız
çünkü
Çalışınca,
Bakarız. Atatürk güldü.
Bir yanlışlık
yaparsak,
Bulutlanır gözleri,
Anlarız Atatürk üzüldü.
Behçet
NECATİGİL
ATATÜRK
Yapraklar dökülür kasımlarda,
Yeller uğuldar vadilerde,
ne çıkar,
Bir özgürlüksün çağlara en güzelinden,
Sen bayrak bayrak
fikirsin,
Ölüşün diriliştir yeniden.
Başak saçlarında
Anadolu'm,
Gözlerinde yurdumun denizleri,
Sen yarınlara uzanmış
ışık,
Savaşta kartal, barışta defne çelengi,
Sen sonu yenmiş
zamansın.
Sende çarpar, sende düşünür Türkiye'm,
Sende büyür
kucaklar,
Ulusun beyni, toprağın yüreği,
Kemal Paşam, Atatürk'üm !
Sen
mayıslarda doğan güneş,
Evrenimin sabahı, damarımın kanı,
Sen mavilerde
yeşeren yapraksın,
Bir yolsun sevgi, sevgi
Sen her mevsimde açan
baharsın!
M.Güner DEMİRAY
ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
Siz beni halâ anlamadınız
Ve
anlamayacaksınız çağlarca da.
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u
diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemal'i
anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Bırakın o
altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana,
neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun,
sefaletin ?
Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal
ülküsü, sadece söz değil.
Bana, muştular getirin bir daha,
Uygar
uluslara eşit yeni buluşlardan.
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız
mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemal'i
anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Halâ,
o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana
ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine
çıkıyor, uzak dünyaların.
Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak
değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Beni seviyorsanız eğer
ve anlıyorsanız ;
Laboratuarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim
ağartsın saçlarınızı. Kitaplar.
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz
karanlıklar.
Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü,
sadece söz değil.
Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü.
Görüyorum
ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
Birbirinize düşmüşsünüz, halka
eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen
?
Mustafa Kemal'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz
değil.
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata
varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak
ister,
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemal'i
anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
O BİR IŞIKTIR
O bir
ışıktır,
Sönmedi,
Sönmeyecek.
Türk
gençliği
İzinden,
Dönmeyecek.
Kimse kesemez,
İçimizdeki
Büyük
hızı.
Bizler yaşadıkça
Yaşatacağız,
Ata'mızı.
Öğrenci
Behlü ZEREN
ATATÜRK İNKILAPLARI
Atatürk inkılapları ile çağdaş bir devlet niteliğine kavuştuk.
Dünyada saygınlığımız arttı. Yabancı uyruklulara tanınan kapitülasyon
ayrıcalıkları kaldırıldı. Tarımın modernleşmesinde devlet öncü oldu. Bankalar,
fabrikalar kuruldu. Sonunda ülkemiz bayındır oldu. Ulusumuz zenginleşti.
Siyasal Alanda Yapılan Değişiklikler:
Mustafa Kemal Paşa'nın
önderliğinde 1919 yılında başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşımız 1922'de tamamlandı.
Osmanlı Devleti yöneticileri bu savaşın önderleri hakkında ölüm fermanları
imzalamaktan çekinmediler. Kurtuluş Savaşı bittiği zaman bir yanda Büyük Millet
Meclisi Hükümeti, öte yanda Osmanlı Saltanatı vardı. Büyük Millet Meclisi'nin 1
Kasım 1922 günü kabul ettiği bir yasa ile tarihimizde saltanat dönemi kapandı.
Yeni bir dönem başladı. Osmanlı Saltanatının kaldırılmasından sonra 1921
Anayasası'nda değişiklikler yapıldı. 29 Ekim 1923 günü Türkiye Devleti'nin
hükümet şeklinin Cumhuriyet olduğu kabul edildi.
Cumhuriyetin ilanı ile
tarihimizde Cumhuriyet Dönemi başladı.
Eğitim Alanında Yapılan Değişiklik:
Osmanlı Devletinde eğitim sistemi
dinseldi. Mahalle okulunu bitirenler isterlerse öğrenimlerini Medreselerde
sürdürürlerdi. Medreselerde genel olarak dini bilgiler öğretilirdi. Bu öğrenim
kurumlarında tekniğe, bilime önem verilmezdi. Medreselerin yanı sıra
İmparatorluğun devlet işleri için kurulmuş Enderun adlı Saray Okulu vardı. Çok
sonraları Tanzimat Döneminde Ortaokul dengi Rüştiye, Lise dengi İdadi ve Sultani
okulları açıldı. Daha sonra Tıp, Harp Okulu, Mülkiye Okulları
kuruldu.
Cumhuriyet döneminde dine bağlı eğitim sistemine son verildi. Eğitim
kurumlarında bilimsel yöntem ve ilkelere dayalı eğitim çalışmaları başladı. Tüm
okullar bu ilkelere göre yeniden örgütlendi.
Atatürk eğitime, öğretime çok
önem verdi. Bilgisizliği kısa yoldan çözmek, okuma yazmayı kolaylaştırmak amacı
ile Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Kasım 1928 tarihinde Türk Alfabe Yasası'nı
kabul etti. Bu alfabe ile okuma yazma öğrenilmesi için Ulus Okulları açıldı.
Bütün yurtta okuma yazma öğrenme çalışmaları başladı. Atatürk, Ulus Okullarında
Başöğretmen olarak dersler verdi.
Harf değişikliğini, dilde özleşme izledi.
Arapça ve Farsça sözcüklerden oluşan Osmanlıca yerine Türkçe konuşulup yazılmaya
başlandı. Atatürk Türk Dili'nin benliğine kavuşma çalışmalarını yürütmek amacı
ile 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti'ni kurdu. Dilimiz yabancı
sözcüklerden arındı.
Ölçü Birimlerinde Yapılan Değişiklikler:
Atatürk
dünya ile ilişkilerimizi düzenli yürütmek için ölçü birimlerinde değişiklikler
yaptı.
Uzunluk ölçüsü birimi olarak arşın, endaze; ağırlık ölçüsü birimi
olarak okka, dirhem gibi ölçüleri kaldırarak bugün kullanmakta olduğumuz ölçü
birimlerini kabul etti.
Yurdumuzda daha önce takvim Hicri takvime göre
düzenlenmişti. Buna göre dünyanın kullandığı takvimle aramızda 580 yıl kadar bir
farklılık vardı. 1 Ocak 1926 tarihinden sonra bizde de Miladi takvim
kullanılmaya başlandı.
Eskiden ülkemizde ezani saat kullanılıyordu. Bu saat
uygar ülkelerin kullandığı saate uymuyordu. Takvimde olduğu gibi saatler
arasındaki bu uymazlık büyük karışıklıklara neden oluyordu. Bunları önlemek için
takvimle birlikte bugünkü kullandığımız saat kabul edildi.
Hafta tatili
Cuma'dan Pazar gününe alındı.
KURTULUŞ SAVAŞI
Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'da padişah ve devlet ileri
gelenleri ile yaptığı görüşmeler sonucu İstanbul'da yapılacak çalışmaların bir
yarar sağlamayacağını anladı. Yurdu kurtarmak için Anadolu'ya gitmeye karar
verdi. Yakın arkadaşlarının yardım ve işbirliği ile görev bölgesi Samsun ve
dolayları olan 9. Ordu Müfettişliğine atandı.
16 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru ile yola çıktı. Bu
tarihten sonra Mustafa Kemal yurdu düşmanlardan kurtarmayı ve yeni bir Türk
Devleti kurmayı amaçlayan büyük ve tarihi çalışmalarına bulunuyordu
Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun'dan Anadolu'ya çıktı. Burada bir hafta
kaldıktan sonra Havza'ya geldi. Buradan Amasya'ya geçerek valilere, komutanlara,
ulusal örgütlere bir genelge gönderdi. Bu genelgede yurdun bağımsızlığını
sağlamak için bütün yurttaşlara çağrıda bulundu. Daha sonra yol boyunca uğradığı
il ve ilçelerdeki yetkililerle görüşerek, onlara yurdu kurtarma ve
bağımsızlığına kavuşturma tasarısını anlattı. Havza'dan Amasya'ya ve Sıvas'a
oradan da Erzurum'a gitti.
Bu sırada padişah kendisini İstanbul'a çağırıyordu. Artık
ülkemizin kurtulması ve egemenliğin sağlanması için gerekli ortam hazırlanmış
olduğundan Mustafa Kemal ordu müfettişliği görevinden ve askerlikten ayrıldığını
İstanbul'a bildirdi. 23 Temmuz 1919 günü bir ilkokulun salonunda toplanan
Erzurum Kongresi'ne başkanlık etti. Bu toplantıda, yurdun düşmanlardan
kurtarılması için çalışma kararı alındı.
Mustafa Kemal bu kongreden sonra 4 Eylül 1919 günü Sıvas
Kongresi'ni topladı. Bu toplantıda da Erzurum'da alınan kararlar üzerinde durdu.
Bundan sonraki çalışmaların Ankara'da yapılmasına karar verildi. Mustafa Kemal
Paşa 27 Aralık günü Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı yöneteceği kent olan Ankara'ya
geldi. Çalışmalarını Ankara'da sürdürdü. İllere bir genelge göndererek Millet
Meclisi'nin hemen toplanabilmesi için temsilcilerin seçilmesini istedi.
23 Nisan 1920 günü ulusun temsilcilerinden oluşan ilk Türkiye
Büyük Millet Meclisi açıldı. Meclis Mustafa Kemal'i başkanlığa seçti. Böylece
Ankara'da ulus temsilcilerinden oluşan bir meclis işe başlamış oldu. Bu meclisin
kuruluş esası egemenliğin kayıtsız şartsız ulusta olması ilkesiydi. Meclis,
Osmanlı hükümeti ile düşman ülkeleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması'nı
tanımayacağını bütün dünyaya duyurdu.
Ankara'da Millet Meclisi'nin açılması, Mustafa Kemal'in başkan
seçilmesi padişah ve onun hükümetini çok korkuttu. Özellikle Sevr Antlaşması'nın
tanınmayacağı yolundaki karar onları büsbütün kuşkulandırdı. Düşmanlarla
işbirliği yapan bir takım gericileri Anadolu'nun çeşitli yerlerinde
örgütlediler. Büyük Millet Meclisi'ne karşı ayaklanmalar başladı.
Mustafa Kemal ve arkadaşları İstanbul Hükümeti tarafından vatan
haini olarak ilan edildi. Haklarında ölüm cezası kararı verildi.
Bütün bunlar olurken Ankara'da ve bütün Anadolu'da yürekleri
yurt sevgisi ile dolu insanlardan oluşan bir ordu kuruluyordu. İstanbul'dan
kaçarak gelen subay ve aydınlar bu orduda görev alıyorlar, yurdun dört bir
yanından koşup gelen erlerimiz de silahlandırılarak cephelere gönderiliyordu.
Eskişehir yöresinde İnönü'de, Yunan ordusu ile karşı karşıya
gelen bu genç ordu, Yunanlıları I. ve II. İnönü Savaşı adı verilen iki
büyük savaşta yenerek Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin varlığını, sesini bütün
yurda ve dünyaya bir kez daha duyurdu.
Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal'i olağanüstü yetkilerle
başkomutanlığa getirdi. Ordularımız Sakarya kıyılarında 22 gün 22 gece süren
savaş sonucunda Yunan ordularına karşı yeni bir zafer kazandı. Bu başarısı
üzerine Mustafa Kemal'e orduda en büyük rütbe olan mareşallikle birlikte Gazi
unvanı verildi. Sakarya Meydan Savaşı adı ile tarihe geçen bu savaşta ordumuzun
gücü dünyaya bir kez daha tanıtıldı.
Artık düşmanı yurdumuzdan atacak son ve kesin savaşın
hazırlıkları başlamıştı. Bu amaçla bütün yurttaşlar savaşa hazırlandı. Kadınlar,
dedeler, nineler, kağnılarla cepheye silah ve yiyecek taşıdılar. Birliklerimiz
düşmanı can evinden vurmak için yerlerini aldılar.
Bu sırada Yunan ordusu Afyonkarahisar bölgesine çekilmişti.
Yetkili kişiler Yunanlıların hazırladığı siperlerden geçme olanağının
bulunmadığını, bu nedenle Türklerin Yunanlıları yenmesinin söz konusu
olamayacağını ileri sürüyorlardı. Ancak bu uzmanlar ulusal bir davaya inanmış
insanların ne denli güçlü olabileceğini hesaba katmıyorlardı. Hazırlıklarını
bitiren ordumuz, 26 Ağustos 1922 sabahı çok erken saatlerde yeri göğü titreten
topçu ateşiyle saldırıya geçti. Çok kanlı çarpışmalar oldu. Atatürk'ün yönettiği
bu savaşa tarihimizde Başkomutanlık Meydan Savaşı denir. Düşmanlar
erlerimizin kahramanca saldırısına dayanamadılar. Ellerindeki silah ve cephaneyi
bırakarak canlarını kurtarmak için kaçtılar. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 1
Eylül günü ordumuza ; "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri!.." emrini
verdi. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başarıya ulaşması özlemiyle yanıp tutuşan
kahraman erlerimiz kaçan düşmanın ardından gece gündüz demeden hızla ilerledi. 9
Eylül sabahı birliklerimiz İzmir'e girdi. Yabancı bayrakların dalgalandığı
yerlere bayrağımız çekildi. Düşmanların çoğu limanda bulunan savaş gemilerine
binerek kaçtılar. Kalanlar tutsak edildi. Böylece Kurtuluş Savaşımız bitti.
|
MUSTAFA KEMAL
Mustafa Kemal'i gördüm düşümde,
Daha,
diyordu.
Uğruna şehit olasım geldi hemen
Sabaha, diyordu.
Al bir
kalpak giymişti al,
Al bir ata binmişti, al,
Zafer ırak mı ?
dedim,
Aha, diyordu.
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
ATATÜRK
Düşmanların elinden
Bizi kurtaran sensin.
Bu toprağı
yeniden
Özenle kuran sensin.
Ünümüzü dünyaya
Mertçe duyuran
sensin.
Gündüz gün, gece aya
Benzer kahraman sensin.
Adını büyük,
küçük
Anıyoruz her zaman,
Adı büyük Atatürk
Anlı şanlı
kahraman.
Nabzımızda atansın
Ey ! ölmeyen atamız.
Gönlümüzde
yatansın
Seni unutamayız.
Mehmet Necati ÖNGAY
ATATÜRK GÜLÜMSEDİ
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Biz sınıfa
girince
Dağıldı kara bulutlar
Açıldı gonca.
Baktı ki okul
yenidir
Siz yenisiniz, düşünceler yeni
Atatürk gülümsedi
öğretmenim
Saklıyamadı sevincini.
Baktı ki gençsiniz,
bilgili
Eğitiyorsunuz yolunca, yöntemince
Atatürk gülümsedi
öğretmenim
Sevindi onca.
Baktı ki karışmış aramıza,
Çiziyorsunuz
yolu,
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu.
Anlaşılan
bütün yaz.
Atatürk gözünü kırpmamış,
Çünkü boşmuş sıralar,
Çünkü harf
okunmamış.
Kapkara bulutlar inmiş
Işıklı gözlerine.
Bora gibi,
fırtına gibi Atatürk'üm
Sanırım yönelmiş bilgisizliğe.
Ama baktı ki
gün doğmuş,
Bir koşu varmışız okula
Özlemle açılmış kitaplar,
Bir
iştah, kızda oğlanda.
Baktı ki zil çalmış,
Sınıfa girmişsiniz
Bütün
bakışlar sizde
Günaydın demiş.
Derse başlıyorsunuz
Sımsıcak bir
sevgi gözlerinizde.
Baktı ki Türkiye'si Türkiye'miz
Aydın ufuklarda
yürüyor hızla.
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Övünüyor bizle.
Dağıldı
kara bulutlar
Biz sınıfa girince.
Atatürk gülümsedi
öğretmenim
Kürsüde kendini görünce.
Talat TEKİN
ATATÜRK
Adını adımdan önce,
Heceledim, öğrendim,
Duvarları,
kitapları,
Senin resminle beğendim.
Binbir biçim içinden,
Bir anda
seçerim yüzünü,
Kimse alamaz içimden,
Gözlerinin gündüzünü.
Bütün
bildiklerimden,
daha yakınsın yüreğime,
Alfabeyi hecelerken,
"Atatürk"
yakıştı elime.
Seni yazdım, okudum,
Seni belledim yürekten,
Her
törende birlikteyiz,
Bayrağın içinde sen, ben.
Daha iyi anladım her
yıl,
Açıldıkça düşüncelerim,
İlk sevgim büyür, büyür de,
Seni daha da severim.
Her yön sen olursun sen,
Kitap,
tren, şapka, kravat,
Sen Türkiye'mi uçuran,
En büyük tanrısal
kanat.
Her On Kasım'da gözlerimiz,
Bir daha ağlarken sana,
Bir kez
daha inanırız,
Her yerde yaşadığına.
İbrahim Zeki BURDURLU
Hukuk Alanında Yapılan Değişiklikler:
Cumhuriyet öncesinde yargı
işleri din adamları tarafından görülürdü. Kadı adı verilen yargıçlar din
kurallarına göre karar verirdi. Hukuk alanında yapılan değişiklikle eski
mahkemeler kapatıldı. Eski yasalar yürürlükten kaldırıldı. Uygar ulusların
yasaları örnek alınarak boşanma, miras, ceza hukuku yeniden düzenlendi. Hukuk
devrimi ile kadın - erkek arasında eşitlik sağlandı. Miras konusunda kadın ve
erkek eşit pay almaya başladı. Kadınlar da erkekler gibi seçme ve seçilme
hakkına kavuştu.
Ekonomik Alanda Yapılan Değişiklikler:
Lozan Barış Antlaşması ile
yabancı uyruklulara tanınan kapitülasyon ayrıcalıkları kaldırıldı. Ülkemiz kendi
zenginlik kaynaklarına sahip çıktı. Her alanda devlet öncülük etmeye başladı.
Bankalar, fabrikalar kuruldu. Modern tarım çalışmalarına başlandı. Yollar,
özellikle demiryolları yapımında büyük çaba gösterildi. Böylece yurdun en uzak
yerlerine ulaşma olanağı hazırlandı. Ekonomik bağımsızlığımız kazanıldı.
Ekonomik alanda sağlanan bu başarılar sonucu yurdumuz bayındırlaştı. Ulusumuz
zenginleşti. Halk için ağır bir yük olan aşar vergisi kaldırıldı. Çağdaş
vergilendirme yöntemleri uygulanmaya başlandı.
Sosyal Alanda Yapılan Değişiklikler:
Atatürk, ulusumuzun uygar uluslar
düzeyine ulaşması için, sosyal alanda da köklü değişiklikler yaptı. Yeni okullar
açtı. Hastaneler, dispanserler kurulmasını sağladı. Güzel sanatların gelişmesi
için gerekli girişimlerde bulundu. Konservatuar kuruldu. Stadyumlar, spor
alanları, kapalı spor salonları yapıldı. Uygar bir toplum için gerek duyulan tüm
sosyal kurumlar Atatürk döneminde açıldı.
GÜZEL SÖZLER
*Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir.
*Cumhuriyeti biz kurduk, fakat sizler yaşatacaksınız.
*Her gelişmenin ve kurtuluşun anası hürriyettir.
*Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeter.
*Öğrenciye her ne yaşta olursa olsun geleceğin büyüğü gözü ile bakmalı ve öyle davranılmalıdır.
*Okul genç kafalara, insanlığı, saygıyı, ulusu ve ülkeyi sevmeyi, bağımsız yaşamayı öğretir.
T.C. KURULUŞU
Bundan sonra Mustafa Kemal Paşa Ankara'ya gelerek yüzyılların
ihmali sonucu geri kalmış yurdumuzun, bayındır bir ülke olması için gerekli
çalışmalara başladı.
Öncelikle ulusa ve yurda artık zarardan başka bir şey vermeyen
padişahlığı kaldırdı. Son padişah Vahdettin, ordumuzun zaferini öğrenince
düşmanla birlik olup yurttan kaçmıştı. 1 Kasım 1922 günü altı yüzyıldan beri
yurda ve ulusa egemen olan Osmanlı saltanatı tarihe karıştı.
24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile
tüm uluslar Türk'ün zaferini kabul etti. Artık Türk ulusunun yönetim şeklinin
kesin olarak belirlenmesi zamanı gelmişti. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının
isteği ile Büyük Millet Meclisi 29 Ekim 1923 günü alkışlar arasında Türkiye'nin
devlet şeklini Cumhuriyet olarak kabul etti. İlk Cumhurbaşkanlığına da Mustafa
Kemal seçildi. O tarihte 42 yaşındaydı. Ulusu, O'nu yüce yere getirmiş
böylelikle O'na olan borcunu ödemek istemişti.
Padişahlığın kaldırılmasından sonra 3 Mart 1922 günü Halifelik
kaldırıldı. Bundan sonra Mustafa Kemal, yurdun bayındırlığı ve ulusumuzun
yücelmesi için hukukta, ekonomide, sosyal alanda inkılaplar yaptı.
Genç yaştan beri cephelerde güç koşullar içinde yaşayan
Atatürk'ün sağlığı gün geçtikçe bozulmaya başladı. Hasta olduğu günlerde bile
hiç dinlenmeden devlet ve yurt işlerinde çalışması onu büsbütün yıprattı.
Hastalığı artınca İstanbul'a gitti. Orada Savarona yatında kaldı. Devlet
işlerini buradan yürütüyordu. Zaman zaman da gemi ile geziler yapıyordu. Ancak
hastalığı günden güne artıyordu. Çok istediği halde Cumhuriyet'in 15. Yıldönümü
törenlerinde hazır bulunmak için Ankara'ya gidemedi.
8 Kasım gecesi komaya girdi. 9 Kasımda da aynı durum sürdü.
Yabancı ülkelerden gelen doktorlar da Türk meslektaşları gibi O'ndan ümitlerini
kestiler. 10 Kasım sabahı "Saat Kaç ?" diye sordu. Bu Atatürk'ün son sözleri
oldu. Saat dokuzu beş geçiyordu. Atatürk ölmüş, onunla birlikte tarihin en büyük
askeri, devlet adamı, devrimcisi göçüp gitmişti. Atatürk'ün ölüm haberi tüm
yurtta ve dünyada büyük bir acı yarattı. Bayraklar yarıya indi. Yurtta yas ilan
edildi.
İstanbul halkı Dolmabahçe Sarayı'ndaki tabutu önünden günlerce
hıçkıra hıçkıra geçti. 19 Kasım günü Saray'dan alınan tabut törenle Yavuz
zırhlısına getirildi. 20 Kasım günü Ankara'ya getirilen cenaze Büyük Millet
Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankaralılar sevgili Ata'nın önünden
gözyaşı dökerek geçtiler. 21 Kasım günü Atatürk'ün cenazesi geçici olarak
kalacağı Etnoğrafya Müzesi'ne kondu.
10 Kasım 1953 günü Atatürk 'ün naaşı, yapımı biten Anıtkabir'e
uğruna yaşamını adadığı sevgili yurt topraklarına verildi.
Yurdumuzun kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk eserleri,
kişiliği ve ilkeleri ile gönüllerimizde yaşıyor.
|